Yeşilköy’deki balık restoranı Eleos’un sahibi sevgili Aleks Karaköse´nin düğünü masal tadındaydı. Eşi Helen´in Surp Kevork Kilisesi’ndeki yürüyüşü herhalde masalın en ışıltılı anıydı. Bu düğün cemaatin en mühim buluşma gecelerinden biri olacaktı. Düğün öncesi Samatya’daki Surp Kevork Kilisesi’ni anlatmak isterim. Kilisenin bahçesinden itibaren her yer çok özenli süslenmişti. Hem kadınlar hem erkekler inanılmaz şıktı. Düğün seremonisi bir film sahnesindeki gibiydi. Kilisedeki törenin ardından hep beraber arabalara binildi ve düğünün yapılacağı Polat Renaissance Hotel´in yolu tutuldu. Aleks ve Helen antika bir otomobilin içindeydi. Düğüne katılan kadınlar ´HOUTE couturc´ piyasalarını coşturmuştu. Hayli Özenildiği çok belliydi. Aleks ve Helen´in anne babaları her masayı bir bir gezdi. Düğünün en eğlenceli anlarından biri, ellerinde davul olan 10 kişilik bir ekibin salona girmesiydi. Bu andan sonra ortam iyice hareketlendi. Adeta masalar boşaldı, herkes piste koştu. Elleri tefli onlarca insan aralarda dağıtılan ´shot’larla birlikte uçuşa geçti. Bu arada siyah smokin desenli tişörtler terden yapış yapış olan erkeklere hızır gibi yetişti, bale ayakkabıları da pistte çıplak ayak kalan kadınları rahatlattı. Bunca coşku ve hengame arasında Aleks misafirlerini zarif bir şekilde ağırlamayı her biriyle konuşmayı başarıyordu. Eleos’ta da hep yaptığı gibi